
Investing.com – Petrol fiyatları, ABD ve Çin arasında artan ticaret gerilimi ile birlikte arz tarafındaki sürpriz gelişmelerin etkisiyle son yılların en sert düşüşlerinden birini yaşıyor.
ABD’nin gösterge petrolü olan West Texas Intermediate (WTI), Mayıs vadeli işlemlerde varil başına %7,9’luk düşüşle 61,65 dolara kadar gerileyerek 2021’den bu yana görülen en düşük seviyeye ulaştı. Haftalık bazdaki kayıp ise %11’i aşarak dikkat çekici bir boyuta ulaştı. Brent Petrol Vadelileri de bugün %8’i bulan düşüşle 64 dolara kadar gerilerken haftalık kayıp gün içinde %12’ye kadar çıktı.
Fiyatlardaki düşüş, ABD Başkanı Donald Trump’ın hafta başında duyurduğu tüm ithalata uygulanan geniş çaplı gümrük tarifeleri ile başladı. Çin’in bugün buna karşılık vererek ABD menşeli ürünlere %34 ek gümrük vergisi koyacağını açıklaması, küresel ticaret savaşının kızıştığını gösterdi. Küresel ekonomik yavaşlama endişeleriyle birlikte düşen petrol talebi beklentisi, piyasadaki satış baskısını daha da artırdı.
OPEC+ kararı satışları derinleştirdi
Petrol cephesindeki olumsuz havayı pekiştiren bir diğer gelişme ise OPEC+ üyesi sekiz ülkenin beklenenden hızlı şekilde üretim kısıtlamalarını gevşetme kararı aldıysa dair duyurusu oldu. Mayıs ayında üretim kesintilerinin daha erken sonlandırılacağı açıklaması, piyasalarda arz fazlası endişesini artırarak fiyatlardaki düşüşü hızlandırdı.
Swissquote Bank’tan kıdemli piyasa analisti İpek Özkardeşkaya, bu gelişmeleri “çok kötü bir kombinasyon” olarak değerlendirerek, arz-talep dinamiklerinin açık şekilde negatife döndüğünü ifade etti. Özkardeşkaya, ticaret savaşlarının etkisinin pandemi kadar derin olmayacağını belirtti ancak küresel büyümenin yavaşlamasının petrol fiyatlarını 50 dolar seviyesine kadar çekebileceğini dile getirdi.
Uzmanlar: “Daha fazla kayıp olası”
PVM’den analist Tamas Varga’ya göre, ticaret savaşındaki tırmanış ve artan resesyon riski petrol talebini önemli ölçüde olumsuz etkileyecek. Varga, ABD’nin enerji ithalatını tarifelerden muaf tutmasının etkisinin sınırlı kaldığını, OPEC+’ın arz artışı kararının ise satış baskısını kuvvetlendirdiğini söyledi. Analist, piyasalardaki yüksek oynaklığın sürdüğünü ve dip seviyenin sadece fiyata değil zamana da bağlı olduğunu ifade etti.
SEB’in baş emtia stratejisti Bjarne Schieldrop ise Çin’in attığı sert misilleme adımının tarife krizini bir üst seviyeye taşıdığını belirtti. Schieldrop, bu gelişmelerin bir resesyonu tetiklemesi durumunda, mevcut arz fazlasının da hızla büyüyeceği ve OPEC+’ın çok daha fazla üretim kesintisi yapmak zorunda kalabileceğini vurguladı.
Talep ve arz aynı anda zayıflıyor
Saxo Bank Emtia Stratejileri Başkanı Ole Hansen ise Çin’in agresif karşı saldırısıyla artık küresel anlamda bir ticaret savaşı sürecinin başladığını ve bunun sadece ekonomik büyümeyi değil, başta ham petrol olmak üzere birçok temel emtiada talebi düşüreceğini belirtti. Hansen’e göre, şu anda piyasalar sadece talep daralması değil, aynı zamanda yüksek maliyetli üreticilerin arz tarafında sahneden çekilmesiyle yaşanacak bir arz kaybı sürecine de giriyor.
Analistlerin genel görüşü, kısa vadede toparlanma ihtimalinin düşük olduğu yönünde birleşiyor. Petrol piyasalarının tekrar dengelenmesi için hem ekonomik belirsizliklerin azalması hem de üretici ülkelerden uyumlu bir üretim politikası gelmesi gerekiyor. Aksi durumda petrol fiyatlarının ilerleyen haftalarda 50 doların da altına inmesi olasılık dahilinde görülüyor.